Gombrowicz

Posted on: Salı, Kasım 8, 2016

Witold Gombrowicz, Vence fot. Bohdan Paczowski

Ötekileştirmenin ‘dibine vurduğumuz’, nefret söylemlerinin toplumsal söylevlere dönüşme eğiliminde olduğu, insanın insana yabancılaştığı, herkesin birilerini yaftalayıp bir takım kalıplara sıkıştırdığı ve bu da yetmezmiş gibi kendi zihinlerindeki bu kalıplara duydukları öfkeyi,  o kalıplara sıkıştırdıkları insanlara yönelttikleri bir döneme, canım Gombrowicz’den bir derkenar:

“Dün Teodolina’da üç adam (birisi tıraşlı, öteki bıyıklı, üçüncüsü sakallı), Uzakdoğu’daki politik durum hakkında anlaşamadıkları için çok şaşırmışlardı. Ben de onlara dedim ki, “Sizin konuşabildiğinize şaşırıyorum. Her biriniz insan yüzü için değişik bir çözüm sunuyor ve değişik insan anlayışını kişiselleştiriyorsunuz. Eğer, sakallı olmak uygun düşüyorsa, tıraşlı veya bıyıklı olmak canavarlıktır, soytarılıktır, yozlaşmışlıktır dolayısıyla absürddür; yok eğer tıraşlı olmak adamlıksa, canavarlık, alçaklık, saçmalık ve domuzluk sakaldadır.

Davranın! Ne duruyorsunuz? Dövüşe başlayın!”*

(* Günlük, Witold Gombrowicz, Yapı Kredi Yayınları, s. 140-141) 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on Pinterest



Theme by Blogmilk   Coded by Brandi Bernoskie