İnsan Yüreğini Paspas Eden Ülke: Türkiye

Posted on: Cuma, Aralık 16, 2016

İçten içe çürüyüp duran bir toplumda yaşadığımızı artık kabullenmemiz gerektiğinin farkındayım. Asıl acı olan, bu toplumsal çürümenin bir tür ‘norm’ halini alması ve toplumun bazı kesimlerinden destek bulması. Ne idüğü belirsiz cemaatlerin, tarikatların hala varlıklarını devam ettirebildiği; insanların can güvenliğinin olmadığı ve yetkililerinin istifa etmek yerine ‘şehitlik’ payesi dağıtıp durduğu; küçücük çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmeleri gibi saçma sapan ve insanlıkdışı bir uygulamanın kanunlaştırılması için önerge veren insanların ‘milletvekili’ sıfatıyla görevlerine devam edebildiği, her gün başka bir acıya uyandığımız bir ülkede yaşıyoruz. Yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmış durumda ki, trafikte ‘bana nasıl yol vermezsin!’ diyerek önünüzü kesen şehir magandalarınca tartaklanabilir ve hatta öldürülebilirsiniz (bu noktada, yayınlarını ilgiyle takip ettiğim Heretik Yayıncılık‘ın kurucusu ve genel yayın direktörü Levent Ünsaldı imzasını taşıyan şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim). Yaşadığımız ülke maalesef – bu yazının başlığında da belirtildiği gibi – insanın yüreğini paspas etme konusunda çok başarılı.

Çevirisi İngilizceden yapılan kitapların orijinallerini okuyabileceğim halde bunu tercih etme konusunda her daim tereddüt etmişimdir. Yazdığım dilde okuduğumda kendimi daha rahat ifade edebildiğime inanırım. Tabii bu tercihim sürekli çeviri kitaplar okumak zorunda kalmamı gerektiriyor ki bu da zaman zaman zihnimdeki dil kanallarının tıkanmasına neden olabiliyor. Neyse ki bu gibi istenmeyen durumların üstesinden gelmek çok kolay. Tek yapılması gereken, Türkçenin eşsiz ustalarının kitaplarına gömülmek; deyim yerindeyse bu dil ustalarının kelimelerle kurdukları evrenlerde doyumsuz gezintilere çıkmak… Son birkaç haftadır üst üste çeviri kitaplar okuduğumdan olsa gerek, yine bir ‘dil kanalı tıkanması’ yaşayınca bu kez Türkçenin eşsiz ustalarından Salah Birsel’e sığındım.

salah-birsel

Bu ‘paspas etme’ ifadesi de Salah Birsel’in “Yapıştırma Bıyık” adlı kitabından (s. 86). Neredeyse nefes almadan iki Salah Birsel kitabı okuyunca ülkenin ‘paspas’ ettiği yüreğim ‘balkonlandı’ diyebilirim. Herkese tavsiye ederim.

Vonnegut’tan “Hokus Pokus”, sevgili dostum Sedat Demir’in Dedalus Kitap etiketiyle yayımladığı “Khasak Efsaneleri” ve Gao Xingjian’ın “Ruh Dağı” da ‘okunacaklar’ rafından göz kırpıp duruyorlar. Şuraya “Yapıştırma Bıyık”tan tadımlık bir paragraf iliştirip bitireyim o halde:

Yaşam yazarın önünde hasırcıarnavut karpuzu gibi koskoca ve dopdolu durur. Yazarın onu kütletmesi, kütürdetmesi için bıçağı eline alıp yüreğine saplaması yetişir.

Ne diyeyim, zaten ucundan kıyısından tutunmaya çabaladığımız şu acımasız dünyadan iyi ki Salah Birsel gibi ustalar geçmiş, geçiyor ve geçecek…

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on Pinterest



Theme by Blogmilk   Coded by Brandi Bernoskie